Skolyozda Yürüyüş Kinetiği
ÇALIŞMANIN GEREKÇESİ:
Adölesan idiyopatik skolyoz, omurga ile sınırlı kalmayan ve üç boyutlu spinal deformitelerle karakterize bir durumdur. Mevcut literatür büyük ölçüde yapısal eğrilik özellikleri ve Cobb açısı ölçümlerine odaklanmış olsa da, yürüme gibi dinamik aktiviteler sırasında ortaya çıkan fonksiyonel sonuçlar yeterince incelenmemiştir. Bu kapsamlı sistematik derleme ve meta-analiz, skolyozun yürüme sırasında yer reaksiyon kuvvetleri, eklem momentleri ve enerji harcaması üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu biyomekanik değişimlerin ortaya konması, skolyozlu bireylerde sıklıkla gözlenen ve ilk bakışta ilişkisiz gibi görünen yaygın kas-iskelet sistemi şikayetlerinin altında yatan mekanizmaların anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
BU ÇALIŞMANIN AMACI:
Bu sistematik derleme ve meta-analiz, toplam 1.087 katılımcıyı (526 adölesan idiyopatik skolyozlu birey ve 561 sağlıklı kontrol) içeren 27 çalışmayı kapsamaktadır. Çalışmada, üç boyutlu yürüme analizi verileri incelenmiş; yer reaksiyon kuvvetleri (YRK), eklem momentleri, basınç merkezi paternleri ve metabolik enerji maliyetleri üzerine odaklanılmıştır. Analize, tüm çalışmalarda minimum Cobb açısı 10° olacak şekilde, farklı eğrilik şiddetlerine ve çeşitli eğrilik paternlerine sahip katılımcılar dâhil edilerek, skolyoz spektrumu boyunca yürüme paternlerindeki değişimlere kapsamlı bir bakış sağlanmıştır. İncelenen çalışmalarda, normal yürüme hızı sırasında biyomekanik farklılıkları nicel olarak değerlendirmek amacıyla standartlaştırılmış üç boyutlu hareket yakalama sistemleri ve kuvvet platformları kullanılmış; böylece enerji maliyeti ve yürüme verimliliği değerlendirilmiştir.

Results (Bulgular)
Enerji Maliyeti ve Verimlilik:
Adölesan idiyopatik skolyozlu bireylerde yürüme sırasında enerji maliyetinde %16 oranında artış saptanmış olup, bu bulgunun yüksek kanıt düzeyine sahip ve klinik açıdan anlamlı olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, içsel mekanik iş (internal work) açısından anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir. Enerji maliyetindeki artış ile içsel mekanik işteki değişimin ayrışması, yürüme sırasında ortaya çıkan enerji verimsizliğinin izole eklem mekaniğinden ziyade, tüm vücut düzeyinde geliştirilen kompansatuvar hareket stratejilerinden kaynaklandığını düşündürmektedir.
Dikey Yer Reaksiyon Kuvvetleri (vGRF):
Dikey yer reaksiyon kuvvetleri analizinde, sol ayakta ilk tepe vGRF değerinde azalma tespit edilmiştir; bu durum başlangıç teması ve erken duruş fazında sol tarafın daha az yük taşıdığını göstermektedir. Buna karşılık, sağ ayakta orta duruş (mid-stance) fazında vGRF değerlerinde artış saptanmış olup, sağ tarafın yüklenmeyi kompanse ettiği belirlenmiştir. Bu bulgular, topuk temasından itibaren sağ ayağın baskın hâle geldiği asimetrik bir yüklenme paterni oluştuğunu ortaya koymaktadır.
Mediolateral Yer Reaksiyon Kuvvetleri:
Mediolateral yer reaksiyon kuvvetlerinde, sağ ayakta terminal duruş fazında ikinci tepe değerinde yaklaşık %10’luk bir artış saptanmıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde, mediyolateral yer reaksiyon kuvvetlerinde toplamda %9 oranında artış gözlenmiştir. Bu durum, eğrilmiş bir omurga ile dengeyi sürdürebilmek amacıyla vücudun yan-yan yönlü kuvvet üretimini artırdığını ve postüral stabiliteyi korumaya yönelik kompansatuvar mekanizmaların devreye girdiğini göstermektedir.

Anteroposterior Yer Reaksiyon Kuvvetleri:
Anteroposterior yer reaksiyon kuvvetlerinde büyüklükten ziyade zamanlamada değişiklikler saptanmıştır. Özellikle orta duruş fazında ayak bileği eklem hareket açıklığının kısıtlandığı görülmüştür. Bu bulgular, üst gövde stabilitesinin sağlanması amacıyla alt ekstremite kaslarında gelişen kompansatuvar kas aktivitesine işaret etmektedir.
Eğrilik Tarafına Özgü Yüklenme Paternleri (Konkav ve Konveks Taraf):
Konkav tarafta diz ekstansör, ayak bileği plantar fleksör ve kalça ekstansör momentlerinde azalma tespit edilmiştir. Ayrıca, belirli metatars başları altında pik plantar kuvvetlerin azaldığı belirlenmiştir. Konveks tarafta ise ayak bileği plantar fleksör ve lumbosakral lateral fleksör momentlerde azalma gözlenirken, lumbosakral ekstansör momentlerde artış saptanmıştır. Bu asimetrik moment dağılımı, gövde stabilitesinin sürdürülmesine yönelik segmental kompansasyonları düşündürmektedir.
Basınç Merkezi (Center of Pressure, COP) Değişiklikleri:
Basınç merkezi salınım alanında artış saptanmış olup, bu durum ayak altındaki COP hareketliliğinin arttığını ve postüral kontrolün bozulduğunu göstermektedir. Basınç ilerleme hattında, özellikle orta ayak temas bölgelerinde belirgin mediyolateral kaymalar izlenmiştir. Duruş fazı boyunca sağ ve sol ayak arasında asimetrik basınç ilerleme paternleri gözlenmiş ve konkav tarafta yer alan bazı metatars başları altında pik plantar basınç değerlerinde azalma tespit edilmiştir.
Klinik Uygulamalar İçin Çıkarımlar (Implications for Practice)
Skolyozlu bireylerde gözlenen asimetrik yüklenme paternleri, kas-iskelet sistemi boyunca yaygın kompansatuvar stres oluşturduğundan, kinetik zincirin bütüncül olarak değerlendirilmesi temel bir klinik gerekliliktir. Değerlendirme sürecinde ayak bileği dorsifleksiyon hareket açıklığı, kalça eklem hareket açıklıkları, gövde rotasyon kapasitesi ve dinamik gövde stabilitesi bilateral olarak incelenmelidir. Vücudun konveks tarafında yer alan alt ekstremite eklemlerinde sıklıkla eklem hareket kısıtlılığı gözlenirken, konkav tarafta instabilite ve azalmış kuvvet üretimi ile uyumlu bulgular ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle, tedavi planlarında her iki paternin de sistematik biçimde ele alınması gerekmektedir.
Yürüme sırasında saptanan %16 oranındaki enerji maliyeti artışı, izole spinal eklem problemlerinden ziyade, tüm vücut hareket organizasyonundaki bozulmayı yansıtmaktadır. Bu bağlamda, fonksiyonel müdahaleler enerji verimsizliğini hedef almalıdır. Yürüme yeniden eğitimi programlarında mediyolateral kuvvet simetrisini artırmaya yönelik stratejiler, rotasyonel kontrolü vurgulayan gövde egzersizleri ve yürüme paternine yönelik düzeltici yaklaşımlar önceliklendirilmelidir. Klinik imkânlar doğrultusunda, plantar basınç biyogeribildirim tabanlıkları veya uygun postinglemeler kullanılarak simetrik yük dağılımının yeniden sağlanması düşünülebilir. Ayrıca, yürüme yeniden eğitimi sürecinde abdominal duvar aktivasyonunu destekleyen biyogeribildirim yaklaşımları (örneğin Core360 kemeri veya benzeri sistemler), artmış lumbosakral ekstansör aktivitesini kontrol etmekte zorlanan hastalarda özellikle faydalı olabilir.
Hasta eğitimi sürecinde, klinik mesajların anlaşılabilirliğini artırmak amacıyla “dengesiz sırt çantası” analojisinden yararlanılabilir. Spinal eğriliğin, yükün tek omuzda taşındığı bir sırt çantasına benzer şekilde vücutta asimetrik yüklenmelere yol açtığı açıklanabilir. Bu doğrultuda tedavi; yükün görece daha az aktarıldığı konkav tarafta gövde ve alt ekstremite kaslarının güçlendirilmesini, aşırı yüklenen konveks tarafta alt ekstremite eklem kısıtlılıklarının mobilizasyonunu ve kinetik zincir boyunca kuvvetlerin daha dengeli dağılımını sağlamak amacıyla dinamik core stabilizasyonunun geliştirilmesini içermelidir.
Tedavi etkinliğinin değerlendirilmesinde yalnızca yapısal ölçümlerle yetinilmemeli, fonksiyonel sonuçlar ön planda tutulmalıdır. Yürüme verimliliği, dengeye ilişkin öz güven, günlük enerji düzeyleri ve mediyolateral kuvvet simetrisi, temel klinik izlem göstergeleri olarak değerlendirilmelidir. Bulgular, orta dereceli yapısal eğriliklerde dahi fonksiyonel yürüme bozukluklarının belirgin olabileceğini ve bu nedenle geleneksel skolyoz yönetim yaklaşımlarının ötesinde, hedefe yönelik müdahalelerin gerekli olduğunu göstermektedir.
Son olarak, eğriliğe özgü tedavi stratejilerinin uygulanması önem taşımaktadır. Konveks tarafta yer alan alt ekstremite eklemleri çoğunlukla mobilite odaklı müdahaleler gerektirirken (özellikle ayak bileği plantar fleksör ve lumbosakral lateral fleksiyon momentlerindeki azalmalar dikkate alınarak), eş zamanlı olarak artmış lumbosakral ekstansör aktivitenin kontrolü hedeflenmelidir. Buna karşılık, konkav tarafta diz, ayak bileği ve kalça ekstansörlerini kapsayan çok eklemli güçlendirme yaklaşımları ile stabilite çalışmaları, kuvvet üretim kapasitesinin yeniden kazandırılması açısından kritik öneme sahiptir.
Makalenin tamamına buradan erişebilirsiniz:
Khorramroo, F., Rajabi, R. & Mousavi, S. H. (2025). Skolyozlu bireylerde yürüme kinetiği: sistematik bir derleme ve meta-analiz. BMC Musculoskeletal Disorders, 26(1), 710. https://doi.org/10.1186/s12891-025-08941-0
Yazar Hakkında
Austin Parker, Missouri eyaletinin Troy kentinde bulunan Winchester Spine and Sport’ta görev yapan bir kayropraktördür ve kas-iskelet sistemi rehabilitasyonu ile performans alanlarında uzmanlaşmıştır. Parker’ın temel amacı, araştırma ile klinik uygulama arasındaki boşluğu doldurarak, kanıta dayalı uygulamalar aracılığıyla kiropraktik ve kas-iskelet sağlığı alanlarında bakım standartlarını yükseltmektir. Somatic Senses için hazırladığı bu araştırma incelemeleri aracılığıyla Austin Parker, karmaşık bilimsel çalışmaları, klinisyenlerin hasta sonuçlarını iyileştirmek amacıyla doğrudan uygulayabilecekleri pratik klinik çıkarımlara dönüşmektedir.